2

Eylül

blog-img

Uluslararası Taşıma Yapan Şoförlerin Sıkıntıları Bitmiyor

Uluslararası Taşıma Yapan Şoförlerin Sıkıntıları Bitmiyor

Yurt dışı taşımacılığı yapan Korkut Pekcan, Mehmet Koçer, Nurullah Bıyık ve Emrah Aslan sosyal medya üzerinden gerçekleştirilen canlı yayında Kamyonum Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Nuray Pekcan’ın sorularını yanıtladı. Yurt dışı taşımacılığında şoförler ne gibi sorunlar ile karşı karşıya kalıyor? Şoförlerin maruz kaldıkları sorunların dile getirildiği söyleşinin detaylarını haberimizde okuyabilirsiniz.


Yurt Dışı Taşımacılığı Yapan Şoför Emrah Aslan; “Her Şey Şoförün Üzerinde, Bize Verdikleri Para Belli Ama Yapılan İşteki Risk Bedeli Çok Yüksek”

İran Bazargan Sınırında Bekleyişi Süren Şoför Nurullah Bıyık; “Karardan Önce Girdik Ama Yükü Boşaltamadığımız İçin Burada Kaldık”

İran Bazargan Sınır Kapısında uzun süredir bekleyen şoförlerin geçtiğimiz günlerde bekleyişleri son bulmuş ve sınır kapısının açılması ile ülkeye girişleri başlamıştı.  Yetkililer ise bu durum üzerine; “Bundan sonra başka ülkelerden İran’a giriş yaparak ülkemize geçmek isteyen TIR’ların İran kapılarından geçişlerine izin verilmeyecektir."  açıklaması yapmış ve şoförlerin ülkeye geçişlerinin ardından kapıları salgın sürecinde bir kez daha kapatmıştı.  Yüklerini boşaltarak İran Bazargan Sınır Kapısından yapılan tahliye ile Türkiye’ye dönüş yapamayan şoförlerin ise halen sınır kapısında bekleyişleri sürüyor. İran’da Türkiye’ye dönmeyi bekleyen şoförlerden Mehmet Koçer ve Nurullah Bıyık ile görüştük.

İran’a yüklerini teslim etmelerinin ardından ülkeden çıkış yapamayarak mahsur kaldıklarını belirten Mehmet Koçer şöyle anlatıyor; “Gürsoy firması ile çalışıyoruz ve ağırlıklı olarak ilaç taşıyoruz. Azerbaycan’dan İran’a girdik, yükümüzü bıraktık. Aynı şekilde dönüş yapmak istedik, güzergahımızı öyle yazdırmıştık. İran’dan döndüğümüzde Azerbaycan bizi bırakmadı, hiçbir şekilde bilgilendirme yapmamışlardı.  Döndüğümüzde Azerbaycan tampon bölgeye kadar giriş yaptık. Pasaportlarımızı kaşelediler. Sonra bize ‘siz buradan daha ileri gidemezsiniz, tekrar İran’a döneceksiniz.’ dediler.  İran’a dönmüyoruz dediğimizde ise;  ‘Ya çıkacaksınız ya da asker zoru ile çıkarırız’ dediler. Biz de İran’a tekrar giriş yaptık. Şu an olduğumuz yer olan, İran Gürbulak (Bazargan) Sınır Kapısının açılmış olduğunu duyduk. Oradan Bazargan’a geldik. Burada da şu an 25 araba var ama Türkiye tekrar kapıyı kapatmış durumda.”

“Ticaret Odasında Bu Araçların Sarp Sınır Kapısı’ndan İran’a Gideceği Belli, Öyleyse Neden Gönderiliyor?”

Sistematik bir boşluk olduğunu dile getiren Koçer, “Burada mağduriyeti şoförler yaşıyor. ‘Orada hastalık var girmeyin oraya’ diyorlar. Tamam, benim devletim beni düşünüyor. Ama ne yapıyor; A kapısını, B kapısını kapatıyor bu sefer işveren de C kapısını zorluyor. Araç İran’a gidecek zaten belgeleri belli. Bu araç ne yapıyor? Gidip Ticaret Odasından belge alıyor. İran’a giriş yasak ise devlet neden bu araçlara belge veriyor?  Devlet Türkiye’den İran’a girişi kısıtlamış ama firmalar ne yapıyor? İran’a araçları, Gürcistan veya Azerbaycan üzerinden gönderiyor. Ticaret Odasında bu araçların Sarp Sınır Kapısı’ndan İran’a gideceği belli, öyleyse neden gönderiliyor?” diyor. 

“Önceden Şoförler Odası Vardı, Şoförler Cemiyeti Ne İşe Yarar? Daha Kimse Bunu Öğrenmiş Değil”

Durumun çözümü için herhangi bir bilgilendirme yapılıp yapılmadığına dair ise şunları dile getiriyor; “Biz Uluslararası Nakliyeciler Derneği’ne (UND) birebir ulaşamıyoruz.  Önceden Şoförler Odası vardı. Şoförler Cemiyeti ne işe yarar? Daha kimse bunu öğrenmiş değil.  Onlarla firmalar bağlantıya geçiyor. Bu iş zaten firmaların hoşuna gidiyor. Firma; ‘Benim yüküm bir şekilde Türkiye’den çıksın da ne şekilde çıkarsa çıksın’ diyor. Bunun dönüşü ne olacak? Olan şoföre oluyor. 30-35 gün oldu, Türkiye’ye giremiyoruz. Azerbaycan’a tekrar döndüğümüzde giriş yapıyoruz, ‘ bizi neden almıyorsun? Bir sebep göster, biz senin ülkeni transit geçeceğiz’ diyoruz. ‘Gürcistan seni kabul etmiyor’ diyor. Gürcistan beni kabul etmeyebilir, sen bırak. O benim sorunum diyorum, ‘hayır,  dön geri’ diyor.”

“Karardan Önce Girdik Ama Yükü Boşaltamadığımız İçin Burada Kaldık”

İran’da bekleyişi devam eden şoförlerden Nurullah Bıyık ise konuya ilişkin,  “Gürcistan Büyükelçiliği ile görüştük.  Bize diyorlar ki; ‘Olayla ilgimiz yok.  Hastaysanız sizi karantinaya alırız. 15 gün sonra bırakırız, siz yeter ki buraya gelin.’ Azerbaycan, Rusya ve İran’ın arabalarını alıyor, bizi almıyor. Sözde kardeşiz, iki devlet bir millet. Şu an beklediğimiz yerde de hırsızlar geziyor, arabaların yanından ayrılamıyoruz. Gece biz uyurken Türkiye’ye geçirmek için fark etmeden araçlarımıza yasak madde yerleştirecekler diye nöbetleşe bekliyoruz. Burada mağduruz. Biz zaten sınırda kapıya çok yakındayız. Türkiye karşıda, bayrağımız görünüyor. Son kalan arabalar bizleriz. Karardan önce girdik ama yükü boşaltamadığımız için burada kaldık.  Bizden başka araç yok bunlar son araçlar.” açıklamasında bulunuyor.

“Tüm Avrupa Ülkeleri Vize Oturumlarını Gevşetirken Avusturya Bize Karşı Çok Katı Bir Tutum İçinde”

Avrupa’ya taşımacılık yapan Korkut Pekcan yurt dışında vize oturumları ile ilgili yaşadıkları sorunlardan bahsetti. Pekcan, “Tüm Avrupa ülkeleri vize oturumlarını gevşetirken Avusturya bize karşı çok katı bir tutum içinde. Ben İngiltere’den Avrupa’ya çalışan bir tır şoförüyüm. İngiltere’nin ayrı bir vizesi, ayrı bir oturumu var. Avrupa Birliği’nden (AB) çıkıyorum, kendine ait vizesi olan bir ülkeye çalışıyorum. Avusturya, tır şoförü arkadaşlarımızı bahaneler ile geri çeviriyor.  6 aylık veya 1 senelik vizesi olan arkadaşlara 180 gün 90+90 oturum veriyorlar. 6 aylık vize ile benim ülkemde 90 gün kalabilirsin. Bana diyor ki; ‘5 aydır kalıyorsun’. Ben onların ülkesinde 5 ay kalmadım, onların ülkesinden 20 gün transit geçtim. Senede tüm oturumlarımı gün gün çıkardım. Gemi biletlerimin hepsini saklıyorum. Ben 90 gün İngiltere’de kaldım, 150’den çıkarsan 60 gün olur. Avusturya’da 20 gün kaldım. Bana dediği şu, ‘hayır ben İngiltere’yi tanımıyorum.’ Ben bunun cevabını arıyorum. Patronum burada İçişleri Bakanlığını, yabancılar polisini her yeri alarma geçirdi. Bu benim için büyük bir şanstı. Bana bir cevap geldi. ‘Yasağın kalktı geçebilirsin.’ O gün Avusturya’dan geçip İtalya’ya indim ama şunu kimse bilmiyor. Benim yasağımı bir kere aşağıya inmek için mi kaldırdılar? Yoksa ‘evet bu arkadaşımız haklı, bunlar İngiltere’ye çalışıyorlar’ diye mi? Normalde bütün sınır kapılarında İngiltere’ye giriş çıkış yapanların tek giriş çıkışı 10 gün sayılıyor. Benim zaten 10 kere var ve 100 gün yapıyor. Bunun cevabını öğrenemedik.” diyor.

“Benim ve Benim Gibi Olan Arkadaşlarımın Sorunu, Biz Kalmıyoruz Sadece Avusturya’yı Transit Geçiyoruz”

Yaşanılan bu durumun politik bir davranış olduğunu dile getiren Pekcan, “Avrupa’da çalışırım, derim ki; Almanya’ya çalışıyorum, Fransa’ya gidip geliyorum ben 150 gün kaldım, suçluyum. Ama benim ve benim gibi olan arkadaşlarımın sorunu, biz kalmıyoruz sadece Avusturya’yı transit geçiyoruz. İngiliz vizesini Almanya ve diğer tüm AB ülkeleri, İtalya da dahil tanıyor.  İtalya polisi beni dışarı çıkarmadı ve bu konuyu uzun uzun konuştuk. İtalyan polisi; ‘Bunun bize karşı yapılan politik bir tutum’ olduğunu söylüyor. Neden? Çünkü biz onların ticaret yapmalarını engelliyormuşuz. Biz İngiltere’ye çalışanlar için bu durum böyle. Avrupa’ya turistik geziye gelmiyoruz, burada çalışıyoruz. Bugün işinde aktif olarak çalışan, görev başındakiler için vize büyük bir problem. Ben Avrupa’da çalışıyorum ve Avrupa’yı transit geçiyorum. İngiltere’de kalıyorum ve sürem çok uzun, sadece Avrupa’da transit geçiyorum. Acaba Avusturya polisi benim vizemi neden tanımıyor?” şeklinde konuşuyor.

“Bu Konuda Mağdur Olan Bildiğimden Daha Çok Arkadaşım Var; İstanbul, İzmir, Adana Firmaları… Çok Keyfi Bir Uygulama Var”

Konuya ilişkin bir sonuca varamadıklarını dile getiren Pekcan, “Benim şirketim, resmi anlamda da buranın İçişleri Bakanlığından tutun da yabancılar polisine kadar ancak Avusturya polisi ile ilgili kesin bir sonuç alamadı. Bir yazı gelmiş; Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) paylaşmış, şirketim bana söyledi. ‘Bugünden itibaren Avusturya polisi gün ve vize konusunda çok daha ağır yaptırımlarda bulunacaktır. Günü geçen, vizesinde sorun olan şoförleri asla ülkeye almayacaktır. Ağır cezalar yazacaktır.’ Bu konuda mağdur olan bildiğimden daha çok arkadaşım var; İstanbul, İzmir, Adana firmaları… Çok keyfi bir uygulama var. Tır şoförlerine 500-1000 Euro arası ceza yazıyorlar. İzmir’den bir arkadaşa 500 Euro, Kayserili bir arkadaşa 100 Euro yazdılar. Bir de farklı bir uygulama var ve kimse ne olduğunu bilmiyor. Biz şunu beklerdik; tabii ki onların temaslarını bilmiyorum. Bu kapıya bir yetkili gönderin, avukatınız veya konsolosluktan birini. Tamam, günleri bitti ama bizim gibi bunun yanında yananlar da var. ‘Ben İngiltere’ye çalışıyorum’ diyorum.  Evet, 150 gün kaldım ama bunun 90-100 günü İngiltere ve ben senin ülkenden transit geçtim. Almanya bile diyor ki ‘bizde kaldığınız günleri oturumdan düşün’. Bize belge veriyorlar, belge derken otobandan geçişimiz. Onu da düşüyorum 100 gün de oradan 130 gün, senin ülkenden 20 gün geçtim. Bu durumu bugün Avusturya Salzburg’da yaşıyoruz. Gelen yazı ile güney sınır Villach’da da aynı sıkılaştırmanın başlayacağını söylüyorlar. Bir arkadaşımı polis durduruyor,  yakın mesafe takipten 100 Euro yazıyor. Onlar için bir şey değil bu para ama bizler ve arkadaşlarımız için önemli.” açıklaması yapıyor.

“Avrupa’ya Çalışıyoruz Ama Sektördeki En Büyük Sıkıntı; Bizim Sahip Çıkanımız Yok”

Yurt dışı taşımacılığında karşı karşıya kalınan sorunları dile getiren Emrah Aslan “Malum, gerek Avrupa gerekse Asya’da tüm tır şoförlerinin çok büyük mağduriyetleri var. Patronumuz bu vize sıkıntılarında yanımızda oldu ama sadece harcırahını verip ‘arkana bakmadan git’ diyen çok patron var. 12 yıldır aynı firmada çalışıyorum. Avrupa’ya çalışıyoruz ama sektördeki en büyük sıkıntı; bizim sahip çıkanımız yok. Klasikleşmiş ama yok.” diyor ve ekliyor, “Trieste Limanı, Avrupa’ya giden hatta Asya’ya giden çok büyük bir Ro-Ro kapısıdır. Biz limana pres indiriyoruz, araçlardan çok yüksek paralar alınıyor. Eskiden bizim ödediğimiz dönemde, cepten öderdik. Cepten derken, kilometre para çıkartılıyordu, biz kendimiz veriyorduk. O zamanın parasıyla günlük girdi-çıktı 150 Euro gibi bir ücretti. Şimdi belki 350 Euro olmuştur. Ama bunun karşılığında hizmet alınamıyor. Arkamızda kimse yok. Orada İtalya’nın iki dudağı arasında; ne firman, ne ticari ateşe, ne de bir konsolos var.”

“Almanya Politikalarından Yana Sıkıntı Yok, Hatanı Bildikten Sonra Derdini Anlatabiliyorsun Ama Avusturya Gerçekten Türklere Karşı Irkçılık Yapan Bir Devlet”

Aslan, İtalya’da karşılaştıkları ağır trafik cezalarından şöyle söz ediyor; “Bir sorun olduğunda İtalya’da araç sollanmaması gereken yerler var, onlar ‘mesafe’ diyorlar. Öyle basit hatalardan öyle şeyler oluyor ki. Adam gelip seni solluyor, önüne geçiyor, o arada kamera seni çekiyor. Yakın takipten Almanya’da 150 Euro, İtalya’da ehliyetini alıyorlar. Kendini İtalya’da aklayamazsın, derdini anlatamazsın. Bir de İtalya’da aracı bağlama var. ‘Aracı çek kenara. Araçta yatamazsın, ne yaparsan yap’ diyor. Bu konuda en iyi Almanya diyoruz. Birinci derecede Avrupa ülkesi olarak mesela; Almanya politikalarından yana sıkıntı yok. Hatanı bildikten sonra derdini anlatabiliyorsun ama Avusturya gerçekten Türklere karşı ırkçılık yapan bir devlet.  Ama bunun yanında Türk araçlarından yüksek miktarlarda para kazanıyor. Mesela en pahalı otoban ücretlerini biz Avusturya’da ödüyoruz. İtalya’da kanun diye bir şey yok. Takograf cezaları olabiliyor, zaten kimse şahsen takografını bozmuyor. Firma baskı yaparsa, o da yükü yetiştirmek adına. Kendi arabalarına kesmedikleri cezaları Türk arabalarına kesiyorlar. Slovenya bile 15-20 bin Euro ceza kesebiliyor. Bunlar çok ciddi rakamlar. Resmi belgelere girildiği zaman görülebilir. Bunlar çok yüksek rakamlar. Bu konuda en düzgün çalışan ülkeler,  Almanya ve İngiltere. İngiliz polisi sorununuz varsa cezayı keser ama çok afaki cezalar kesmez veya sizi dinler. Firma patronlarının bizim dış işlerimizde arkamızda olmalarını bekliyoruz.”

“Biz Sabah 8’de Çıkıp Akşam 5’de Evine Gelenler Gibi Sağlıklı Düşünemiyor Olabiliriz”

Şoförlerin de kurallar konusunda hatalarının olduğunu belirten Aslan, “Herkesin hatası olabilir ama tolere edilmesi lazım. Biz sabah çıkıp akşam evimize gelmiyoruz. Şu an Türkiye’den çıkalı 5 ay oldu, aralıkta çıktım ve Pandemi nedeni ile şoför gelemedi. Biz sabah 8’de çıkıp akşam 5’de evine gelenler gibi sağlıklı düşünemiyor olabiliriz. Gecemiz, gündüzümüz belli değil. Her geçtiğimiz ülkenin kurallarını aklımızda tutmak zorundayız. Her ülkenin kuralları farklı şekillerde oluyor. Avusturya’dan geçerken farklı bir psikolojide, Almanya’ya geldiğimizde başka bir psikolojide oluyoruz. Dolayısıyla hata yapabiliriz. Hata olur; olmaz diye bir şey yok. Ama bu kadar ağır cezalarla karşılaşacak kadar; insanları kazaya sevk edecek, direksiyonsal hatalar yapmıyoruz. Bir sollama yaptın, hepten duracaksın ama burada refleks giriyor ve ister istemez geçmek durumundasın. O an yakalanırsan 100-150 Euro ceza yazılıyor.” diyor ve ekliyor, “Uzun soluklu rampalar vardır, buraya 60 kilometre hız limiti konulmuş. Burada şoför olarak normal şartlarda 60 kilometre ile inmekle mükellefiz. Arkanda 20-25 ton var. Herkesin aracında retarder denilen fren sistemi yok. Retarder olan araç ile indiğinizde 60’a kilitlersiniz sizi indirir. Normal bir araçla indiğinizde; ayak frenine baskı yapıyorsun, arkanda dorse var ve lastikler ısınıyor. Soğutmak için lastik ısındığında 65-70’le salman gerekiyor. O an arkanda polis varsa bunu nasıl izah edeceksin.”

“Her Şey Şoförün Üzerinde, Bize Verdikleri Para Belli Ama Yapılan İşteki Risk Bedeli Çok Yüksek”

Avrupa’da güzergahları olan ülkelerde yaşadıkları sorunlardan bahsetmeye devam eden Aslan, “Her şey şoförün üzerinde, bize verdikleri para belli ama yapılan işteki risk bedeli çok yüksek. Diyorlar ki; ‘şoförler Türkiye şartlarında çok iyi paralar kazanıyor.’ Belki 50 Euro Türk parasına çevrildiğinde çok yüksek olabilir. Mesela ben İtalya’dan çıktım, bir şekilde geçip İngiltere’ye geldim.  Avusturya’da ayrı bir heyecan yaşıyoruz. UBAK defterinden ceza yiyecek miyiz? Almanya Türkiye gibidir, Almanya’ya geldiğimizde, ‘Türkiye’ye geldik’ deriz. Almanya’yı geçeriz sıkıntılar başlar. Lüksemburg, Belçika’da, araca mülteci binecek mi? İster istemez istirahat etmemiz lazım. Brüksel’den sonra çok büyük risk başlıyor. Çünkü her yerde mülteciler var ve biz uyurken bir şekilde dorsenin içine biniyorlar. Bunun adam başı 6 bin Euro cezası var. Dorselerde gümrük halatı dediğimiz bir halat var. İster istemez uyuyorsunuz ve o zaman bu halatı kesebiliyorlar. Çatıya çıkıp çadırı yırtıp giriyorlar. Fark etmiyorsunuz zaten bedensel olarak yorgunsunuz.  Profesyonel tır şoförü olun o halata uygulanan işlemi fark edemezsiniz.  İngiltere’ye geldiğinde 4-6 kişiye kadar 6 bin Euro ceza kesiliyor. Bu cezalar arkadaşlarımıza da geldi. Firmalar senin arkanda durmuyor.  Bir dorseye 20 kişi binen var. O kadar profesyoneller ki, dorsede çatı ile yük arasında 40-50 santim boşluk varsa girip o boşluklara yatıyorlar. Bajakovo Sınır Kapısında da aynı. Sırbistan’dan Hırvatistan’a geçerken, 11 kişiye 9 bin paunt ceza yazılıyor. Sırbistan’da polis bindiriyor. Tampon noktada Sırbistan polisi ile mülteciler ortak çalışıyor.” şeklinde anlatıyor.

“Sırbistan Hükümeti Kapının Dibine Mülteci Kampı Kurmuş, 10 Arabadan 6’sını Yokluyor, 5’ine Biniyorlar”

Sırbistan’da mültecilerin araçlara binmesi nedeni ile cezalara maruz kaldıklarını dile getiren Aslan, “Sırbistan Bajakovo Kapısında potansiyel çok yüksek, Sırbistan hükümeti kapının dibine mülteci kampı kurmuş, 10 arabadan 6’sını yokluyor, 5’ine biniyorlar. Bilerek aracına alan şoför yoktur, bu umut tacirliği. Hiçbir arkadaşımız bunu isteyerek yapmaz. Tampon bölgede binebiliyorlarsa diyecek bir şey yok. Sırbistan Bayakova’da 3 tane park var. Hepsinde mülteciler biniyor. Biz ne yapıyoruz; bildiğimiz yerlerde yatmaya çalışıyoruz veya birkaç arkadaş birleşip araçlarımızı kontrol ederek geçmeye çalışıyoruz.” diyor ve devam ediyor; “ İngiltere’de hırsızlık oluyor. Tekstil yüküne çok fazla meyilleri var. Gece yatarken sakin bir yerdeysen hırsız mutlaka aracı yoklar. Çadıra bir çeltik atıp içine bakar, ona göre çalar ve siz de bir şey yapamazsınız.  Çünkü müdahale etmek yasak, polis çağırman gerekiyor. Gördün müdahale edemiyorsun, ‘bizi çağıracaksın’ diyorlar. Daha trajikomik olaylar da var. Başına gelmemiş arkadaşlar da bilmeyebilir. Bize diyorlar ki; ’parkta yatacaksın’. Araçta bir mal çalındı, sigorta şirketlerinin sordukları soru; parkta bekçi var mı? Güvenlik kamerası var mı? Parkta nasıl bir hizmet alıyorsunuz? Araç parktaki kamera altında görünüyor mu? Bunlar olmadığı taktirde, bizim firmadaki arkadaşımızın başına geldi, bedelini kendin ödüyorsun. İngiltere’de,  parklarda malın çalınsa bile sigorta şirketleri vermemek için ellerinden geleni yapıyorlar ki zaten vermiyorlar.”


Kaynak : 

https://www.kamyonum.com.tr/haber/Uluslararasi-Tasima-Yapan-Soforlerin-Sikintilari-Bitmiyor/36501




Hemen üye olun Firmanızı kaydedin, Daha fazla Müşteriye Ulaşın Teklif alın - Teklif Verin

nakliye-islerinizi-arttirin nakliye-islerinizi-arttirin
Yüksek Kazanç

Potansiyel müşterileri Nakliyehane üzerinden bulun

planli-nakliye-isi-yapin planli-nakliye-isi-yapin
Daha Fazla İş

Gerçek kişilerden gelen tekliflere fiyat verin

evden-eve-nakliye-isi-bul evden-eve-nakliye-isi-bul
Güvenilir Firmalar

Teklif istekleriniz profesyonel firmalar tarafından yanıtlansın

ucretsiz-nakliyeci-websitesi ucretsiz-nakliyeci-websitesi
Nakliye İlanları

Şehirlerarası, Uluslararası Nakliye İşlerini Nakliyehane'de bulursunuz.